<kağıthane haber siyaset seçim istanbul Haber, haberler, haber özetleri, güncel haberler, gazeteler, önemli haberler, son dakika, sıcak haber haber, turk, türk, news, medya, video, oyun, sinema, otomobil, internet, anket, spor,politika,finans, kadın ,Güncel Haberler,Siyaset Haberleri,Ekonomi Haberleri,Dünya Haberleri,Spor Haberleri,Sondakika Haberleri,Günün Tüm Haberleri,Foto Galeriler,Video Haberler,Türkiye'nin Haber Sitesi,>



OKU-YORUM...

24/3/2009 - Cuntanın hayalindeki medya bir ülkeye ne yapar?

Kategori: ONEMLI YAZILAR
Cuntanın hayalindeki medya bir ülkeye ne yapar?
  • bu hafta ABD'nin Irak'ta başlattığı işgalin 6'ncı yıldönümü. 20 Mart 2003 günü Irak'ta askeri operasyon başladı. Bush, savaşın başlamasından tam 40 gün sonra 1 Mayıs 2003 günü, USS Lincoln Uçak Gemisinde, "Görev Tamam" pankartının önünde zafer ilan etti. Ana akım Amerikan medyası Bush'a ertesi gün büyük övgü diziyor onu ulusal kahraman ilan ediyordu. Sol eğilimli MSNBC News kanalının sunucularından Chris Matthews heyecanla, "Bugün hepimiz Neocon'uz" diye haykırıyordu. Liberal ve ılımlı eğilimiyle bilinen NPR radyosu bile, "Irak Savaşı esas olarak bitmiştir" yorumu yaptı. Oysa ki bitmemişti, daha yeni başlıyordu. Bush'un zafer konuşmasının üzerinden 6 yıl geçti. Bugüne kadar yaklaşık 5 bin Amerikalı öldü. Hayatını kaybeden Iraklı sayısını ise kimse bilmiyor. En fazla tahmin edilen ise 150 bin Iraklının gerek çatışmalarda, gerek bombalı saldırılarda gerekse de işgalle ilintili şiddet olayları sonucu hayatını kaybettiği yönünde. Bazı Irak kaynakları yarım milyon kayıptan bahsediyor. Savaşın ABD'ye resmi maliyeti 1 milyar doları geçti. Amerikan ekonomisine toplam maliyeti ise 3 trilyon dolardan fazla. Her ne kadar bazı Keynesyan ekonomistler aksini iddia etse de, ekonomistlerin çoğunluğuna göre de ABD'nin yüzyılın en büyük ekonomik krizlerinden birini yaşamasının en önemli sebeplerinden biri de Irak Savaşı.

Vietnam Savaşında bile yönetimi sorguladığı için, ortalama Amerikalı tarafından her zaman "liberal bias (sol temel)" üzerine oturduğu iddiasıyla karşılaşan ana akım Amerikan medyasının şöhretinin yerinde o günlerde yeller esiyordu. Savaşın başlamasından sadece 2 hafta önce 6 Mart 2003 günü George Bush'un Beyaz Saray'da düzenlediği basın toplantısı, sadece Amerikan medyası için değil, evrensel gazetecilik ahlakı açısından tarihin en kara tablolarından birini oluşturdu. Kürsüye Irak'a saldırı kararını almış olarak gelen Bush, bu kararını açıklamadan kamuoyuna son propagandasını yaptı. Saddam Hüseyin'in kitle imha silahlarına sahip olduğunu söyleyen Bush, son 4 aydır ekibiyle beraber dillendirmeye başladığı gibi bir kez daha, Saddam ile 11 Eylül arasında ilişki olduğu konusunda kesin açıklamalar yaptı. Tam 12 kez El Kaide ve 11 Eylül'den Irak'ın sorumlu olduğunu belirterek, bu ülkeye askeri müdahaleyi meşrulaştırmaya çabaladı.

Savaş öncesi bu en önemli basın toplantısında gazetecilerin sorularına sıra geldiğinde ise, gazeteciliğin en talihsiz anları başladı. Bush, eline tutuşturulan listeden çaktırmadan isim okuyarak söz vermeye başladı. Kimlerin soru soracağı ve hangi soruları soracağı önceden belirlenmişti. Daha hazini, söz alacak gazeteciler bunu bildikleri halde, ellerini kaldırarak söz almaya çalışır gibi yapıyordu. Kurguyu, Bush'un her zamanki beceriksizliği bozdu. Bir ara yanlışlıkla elinde isim listesi olduğunu ifade etti. İsmini okuduğu bir gazetecinin, kısa bir duraklaması karşısında ise, "soru soracağın söylenmiş yoksa sormayacak mısın?" diye bir "şaka" bile yaptı Bush. Hem gazeteciler hem de Bush bu şakaya kahkahalarla güldü. Gazetecilik ahlakına hayran olduğum Bill Moyers, birkaç yıl önce bir televizyon programında, "Bu kahkahalar, Bush için mi yoksa gazeteciler için mi daha utanç verici bilemiyorum" diye aktardı bu tabloyu. Soruların bir tanesi bile, Bush'un koca bir ülkeyi, ne 11 Eylül ile ne El Kaide ile ne de kitle imha silahlarıyla ilgili olduğuna dair ikna edici bir delil olmayan bir başka ülkeyle savaşa götürmesine yetecek belge ve bulgulara ilişkin değildi. Gazeteciler, "İnancınız, size nasıl yol gösteriyor?" gibi sorularla Bush'a, Amerikan halkına "savaşını pazarlayabileceği" futbol deyimiyle "muz ortalar" yaptılar.

Kamu Dürüstlüğü Merkezi'nin tespitlerine göre George W. Bush ve yönetiminin 6 önde gelen ismi, Irak Savaşına giden süreçte 6 Mart 2003 gününe kadar kameraların önünde Irak'la ilgili tam 935 kez yalan açıklama yaptılar. Ana akım Amerikan medyası bunlardan bir tanesini bile sorgulamadı. Devir, meşhur "üstdüzey yetkilinin" devriydi ve New York Times, Washington Post gibi gazeteler bile, durmadan adını açıklamadıkları "üst düzey yetkili" kaynağıyla, fabrikasyon haberler yayınlıyordu.

Bush yönetimine muhalif olması beklenen New York Times gazetesi bile gün aşırı, Irak'ın kimyasal silahları, kitle imha silahları, El Kaide bağlantıları üzerine, sonradan tamamı fabrikasyon olduğu anlaşılan raporlar yayınlıyordu. Irak'ın atom bombası imal ettiği haberi, Neocon gazetelerden birinden değil, 8 Eylül 2002 New York Times gazetesinde tecrübeli muhabirler Michael Gordon ve Judith Miller'ın imzasıyla yayınlandı. Irak'ta silah denetmenliği yapmış ve hiçbir belirti bulamadığı için de savaş karşıtı olan Scott Ritter ise, "Irak'ı işgal edersek, tarihimizin en büyük hataını yaparız" uyarısında bulunduğu için Saddam'ın arkadaşı olmaktan, vatan hainliğine kadar medyada hakkındaki ithamlarla mücadele etmeye çırpınıyordu. Irak'ın Afrika ülkesi Nijer'den uranyum aldığına ilişkin iddiaları, bu ülkede yaptığı araştırmalardan sonra raporuyla doğrulamayan diplomat Joseph Wilson'ın başına gelmeyen kalmadı. NY Times'ın o günlerde çok aktif muhabiri olan Judith Miller, daha sonra Plamegate olarak anılacak Valerie Plame skandalında da başrol oynadı. Wilson'ın, Saddam'ın nükleer silah edindiği haberlerini çürüten raporuna çok kızan Neocon Cheney ekibi, onu bitirmek için karısı Valerie Plame'in CIA operatörü olduğunu Judith Miller'a sızdırdılar. Ancak beklemedikleri bir gelişme oldu. Plame yalnız çalışan bir ajan değildi. CIA adına örtülü bir küresel şirketin başındaydı ve iş kadını kimliği ile kürede dolaşıyordu. Plame ile beraber dünyanın her yerinde birçok CIA ajanı daha deşifre olmuş olmuş oldu. Judith Miller, soruşturmayı yürüten savcının "kaynağını açıkla" isteğini yerine getirmediği için 6 ay hapse mahkum oldu ve cezaevine düştü. Bu mektup arkadaşınız da dahil birçok kişi, o günlerde Miller'a kaynağına sadakat konusunda takdir edip "Hepimiz Judith Miller'ız" diye destek verdik. Ancak çok geçmeden, solcu Miller'ın, neocon Cheney ve yardımcısı Lewis Scooter Libby ile irtibat halinde olduğunu, bütün o fabrikasyon haberleri onlardan aldığını, ve savcının peşine düştüğü Plame skandalından Bush ve Cheney'i korumak için kaynağını gizlediğini öğrenecektik. Bu Plame skandalı sonucunda fatura Cheney'nin yardımcısı Libby'e kesildi, 2 yıl hapis cezası verildi. Başkan Bush ise yetkisini kullanarak, Libby'nin cezasının nfazını erteleyerek onu hapisten kurtardı. New York Times, 1 yıl sonra 26 Mayıs 2004 günü, Irak'ın kitle imha silahları olduğu yönündeki haberlerinden dolayı özür dileyen başyazısıyla savaç suçları ortaklığını geçiştirdi.

O günlerde bütün bunların yalan olduğunu ya da inandırıcı bulmadığını kıyıda köşede yazanlar da vardı. Ancak ana medya öyle bir propaganda yapıyordu ki, "ABD'nin Irak'a girmesinin ABD'ye zarar vereceğini" söylemek bile "Müslüman ya da Arap aşığı olmaktan, terörist hayranlığına, ülkesinden nefret etmekten vatan hainliğine" kadar bir dizi yaftayı göze almayı gerektiriyordu. Bush'un savaşı, "uluslarası hukuka" da, "Birleşmiş Milletler Sözleşmesine" de açıkça aykırıydı. New York Times, başka zamanlarda oldukça sık atıfta bulunduğu bu iki kavramı, 11 Eylül 2001 tarihi ile savaşın başladığı 21 Mart 2003 arasında Irak'tan bahsedilen 70 başyazısının bir tekinde bile anmadı. "Uluslarası hukuk konusu 1 yıl sonra savaşın bitmeyeceği anlaşıldıktan sonra ilk kez New York Times başyazısına konu oldu.  

Mart 2003'te New York'ta yüzbinlerce Amerikalı ile beraber, dünyanın her yerindeki vicdanlı insanlar gibi bu savaş tamtamcılığını protesto edip savaşı engellemek için Manhattan sokaklarında yürüdük. Çaresizlik içinde gözyaşı döken birçok göstericinin, Bush'tan da önce tepkisi öfkesi işte bu medya anlayışınaydı. Gizli kapılar ardında, kudretli efendilerle Irak'a demokrasi aydınlık getireceğiz iddiasıya savaşçılık, darbecilik oynayan tetikçi katipliğeydi. Artık imanım tam ki, herşeyden önce kendi devletini, devlet kurumlarını sorgulayabilen, soru sorabilen bir medya kadar bir ülkenin kazancı olamaz. Tarih gösterdi ki, hergün "vatan millet Mississippi" haberleriyle savaş amigoluğu yapan Judith Miller değil, Bush'a, "Irak'ta insanları niye öldürüyoruz?" diye soran tecrübeli Beyaz Saray muhabri Helen Thomas gerçekte vatansever bir insandı. Geçtiğimiz günlerde HBO'da yayınlanan bir programda Helen Thomas'a, "Amerikan medyasının liberal temel üzerine oturduğu doğru mu?" diye soruldu. "İki gözüm önüme aksın ki değil. Yıllardır bana yoldaşlık yapacak ikinci bir gazeteci arıyorum görmedim." diye yakındı gözleri dolu dolu.

Bush'u eleştirenin vatan haini ilan edildiği günlerde bu işin tetikçiliğini yapan Beyaz Saray Sözcüsü Scott McClellan, görevinden ayrıldığı 2006 yılından sonra pişmanlık içinde "What Happened? (Ne oldu?)" adlı bir kitapla Beyaz Saray'da yaşadıklarını anlattı. Kitaptaki bence en dramatik gerçekler medya ile ilgili olanıydı. McClellan, medyayı, "complicit enablers" yani Bush yönetimine yardım ve yataklıkla suçluyordu ve, "Eğer medya, o çok şöhretli solculuğunun gereğini yerine getirip, vatan hainliği damgası yeme pahasına Bush yönetimine sorulması gerekli olanı sorabilseydi, bugün Amerika bu halde olmazdı." diye yazıyordu.

Ülkenin kudretlilerini sorgusuz sualsiz destekleyen değil, sorgulayan medya vatanseverdir.




EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

NERDEN GELDİĞİNİ UNUTMA

Son Yazılarım

Mayın tarlası
Karını karıştırma Uğur!..
Bakan toto çıldırdı!
24 Nisan: Son mu başlangıç mı?
Türkiye'yi diğer yöne kimler çekmek istiyor?
Dersimizi aldık dedi başbakan
NATO’ya Bir “Yunan” Komutan
Fırsat kaçarsa Batı yeni Hitler doğurur
Muhsin Başkan son yolculuğuna uğurlanıyor
Beyaz Türkler one minute dedi
DTP, AK Parti'yi silip attı !
İlaç firmalarının menfaatine kimler çalışıyor?
Pentagon Çin'i çok kızdırdı!
Obama'ya İstanbul mesajı
Bir köşe yazarı oy verecek parti arıyor
AKP NİN ENGELİ – ENGELLİ Mİ ?
ONLAR SANDIĞI ÖNÜME KOYMADIKÇA
Bu sözler çok konuşulacak!
Afrika'da bir 'Büyük Oyun' tezgahlanıyor
Cuntanın hayalindeki medya bir ülkeye ne yapar?

Bağlantılar

Ana Sayfa
Arşiv
EFSANE KOMUTAN
AYTUNÇ ALTINDAL
NİHAT GENÇ
ERHAN GÖKSEL
düşünen siyaset
YEREL SEÇİM
TÜRKMENLER
IRAK TÜRKMEN CEPHESİ
RÜŞVET VE YOLSUZLUK önemli
YÜCE DİVAN web
olaylar BELGENET
avrasya STRATEJİ
TESEV web
TESAV web
ARKA PLAN web
EKONOMİ POLİTİKA web
internetajans HABER
TURKSAM web STRATEJİ
MİLLETHABER web
DEVLET ARŞİVLERİ web
ETİKHABER web
AB İLE İLGİ DOKÜMANLAR
EKONOMİ web
YENİ DÜNYA GÜNDEMİ web
KALEMUCU web AKTÜEL
makale ve yazarlar WEB
İYİBİLGİ SİYASİ WEB
SONSANİYE haber WEB
AB’ye ÜYELİK Serüveni
SİYASİ TARİH web GÜZEL
uluslararası ilşkiler RAPORU
toplum ve politika
türkiye ekonomi WEB TEPAV
FİKİR YAZILARI web
GİZLİ TARİH web
TÜRKİYE İSTATİSTİK KURUMU
SİNAN AYGÜN A.T.O.
DÜNYA SAVAŞLARI web
SİYASET ekonomi TOPLUM web
TÜRKİYE ZİRAAT ODALARI
HABER ALEMİ
TÜRK POLİTİKA web
ANLAYIŞ haber
GERÇEK HAYAT dergi
ROTA HABER

Kategoriler

Sitenizesayac.com
Çağlayan Mahallesi,Çelitepe Mahallesi,Emniyetevler Mahallesi,Sanayi Mahallesi,Gültepe Mahallesi,Gürsel Mahallesi,Harmantepe Mahallesi,Hürriyet Mahallesi,Seyrantepe Mahallesi,Şirintepe Mahallesi,Çağlayan Mahallesi,Ortabayır Mahallesi,Telsizler Mahallesi,Talaıpaşa Mahallesi,Yahya Kemal Mahallesi,Hamidiye Mahallesi,Nurtepe Mahallesi,Mehmet Akif Mahallesi,Yeşilce Mahallesi ,kağıthane,kağıthane,kağıthane,kağıthane,kağıthane,kağıthane,kağıthane,kağıthane,kağıthane,kağıthane,kağıthane,istanbul,istanbul,istanbul,istanbul,istanbul,istanbul,istanbul,istanbul,haber,haber,haber,haber,haber,